CERATTEPE DİRENİŞİ VATAN SAVUNMASIDIR.

 

VATAN HAİNİ

Mahir Çayan, emperyalizmin “açık işgal” döneminde; İşgal altındaki ülkenin halklarının emperyalistlere karşı; kazmayla, kürekle, taşla, tüfekle direnmesinin sırrını “Gavur alerjisi” olarak ifade etmişti. O zamanlar, emperyalistler işgal altında ki ülkemizde “gavur” olarak nitelendiriliyordu. Gavurlar askerleriyle, silahlarıyla gelmişler ve ülkeyi işgal etmişlerdi. Topraklarının işgal altında olduğunu gören, işgalciler tarafından her türlü kötü muameleye maruz kalan halk; Gavurlara karşı ülkelerini ve onurlarını kurtarma savaşına girişmişlerdi. Ülkemiz halkının bu açık işgale karşı verdiği savaş, tarihe Kurtuluş savaşı olarak geçmişti. Emperyalistlerden kurtulmak için verilen birinci kurtuluş savaşının ilk adımı da Samsun da atılmıştı. Öyle görünüyor ki ikinci kurtuluş savaşının!! İlk adımı da Artvin’den atılacak!!!!

Emperyalizm, birinci dünya savaşında açıkça işgal ettiği bir çok ülkeden kovulunca; savaş sonrası sömürü yöntemini değiştirmiş; İşgalini ve sömürüsünü, o ülkelerde ki işbirlikçileri aracılığı ile sermayesini ihraç ederek sürdürmeye başlamıştı. Sermayesi ve işbirlikçileri aracılığı ile sömürüsünü ve işgalini sürdürdüğü için varlıkları sezilse bile, kendileri görünmemekteydi. Yine Mahir Çayan bu duruma da “gizli işgal” diyordu. Basitçe bir ifadeyle; fiili olarak yapılan işgale “açık işgal”, sermaye aracılığı ile yapılan işgale ise “gizli işgal” demişti.

Gavurlarla işbirliği yapanlara, halkın yaşadığı toprakları, işbirliği yaparak emperyalistlere peşkeş çekenlere de vatan haini deniyordu. Bu gün, emperyalistlerle işbirliği içerisinde olan muktedirler; Vatanı, kasaları kasalarının içerisindeki paraları olarak gördükleri için çıkarlarına dokunanları, topraklarını peşkeş çektirmeyenleri vatan haini olmakla suçlayarak kendi vatan hainliklerini gizlemeye çalışıyorlar.

Temel karakterleri yalan ve demagoji, iftira ve karalama olan zenginler, halkı daha kolay sömürebilmek için ele geçirdikleri devletin her türlü olanağını kullanıyorlar. Kutsal olarak ilan ettikleri zorba devlet gücü aracılığı ile halkın yaşadığı toprakları, yaşam alanlarını işgal ederken, diğer yandan da emeklerini çalarak onları yoksullaştırıyorlar. Bütün bunlara itiraz edenleri devlet düşmanı hain ilan ediyorlar. Zengin ve fakirlerin var olduğu; Soygun ve sömürünün yaşandığı düzenlerde, basit tanımı ile devlet; Egemen olan zenginler sınıfının diğer emekçi halk sınıfı üzerindeki baskı ve şiddet aracıdır. Bu gün, bu anlamda askeriyle, polisiyle, hukuk ve eğitim sistemi ile devlet denen yapı zenginlerin hizmetindedir. Ormanları, dereleri kısaca doğayı çıkarları ve karları için katlederken de zenginlerin tarafında, kıdem tazminatını, üretici taban fiyatlarını ayarlarken de zenginlerin yanındadır.

Bunca laftan sonra, vatan hainliği konusunda açıkça varacağımız sonuç; Halkın malı olan; Vatanın toprağını, suyunu, havasını, bil umum zenginliklerini; Yabancılara satanlara, onlarla işbirliği yapanlara vatan haini denir. Toprağına suyuna, havasına, emeğine sahip çıkanlar ise egemenlerin ithamlarının aksine yurt severdir, vatan severdir. Kahramanlardır.

Bu basit tanımlardan ve açılımlardan sonra somut olaylarla durumu irdeleyelim. Artvin Cerattepe en yakın olay olduğu için oraya bakalım. Orada ne oluyor. Yirmi yılı aşkın bir süredir yöre halkı bu maden çıkarma işinin Artvin’i yok edeceğini söylüyor. Bu konuda Mahkemelere baş vuruyor. Mahkemeler halkın taleplerini bilim adamlarının görüşleriyle doğrulayıp, halk lehine kararlar veriyor. Ancak, inatla maden çıkarmada ısrar eden şirket ve arkasındaki devlet, ikide bir vurgu yaptıkları “bu ülkede hukuk var” ı kendi çıkarlarına uymadığı için tanımıyor, halkın ölüm fermanını yazmakta ısrar ediyorlar. Bu doğrultuda karar veren mahkemeleri dağıtıyor, şirketler lehine karar verecek mahkemeler kuruyorlar. Sonra onların vereceği, verdiği kararları hukuk olarak değerlendiriyorlar. Halkın yaşam alanına kast ediyorlar. Halkın yaşam alanı içerisinde yer alan ormanları talan edilmek isteniyor. Artvin de, maden faaliyeti ile sadece maden alanı değil bir bölgenin katline ferman yazılıyor. Bu maden çıkarma denen faaliyetin geçmişte ki yıkıcı etkilerini gören ve bilen halk, buna haklı olarak itiraz ediyor. Direniyor. Tam da zenginlerin, şirketlerin yanında yer alan devlet bu direnme zamanında devletliğini gösteriyor ve yaşam savunucusu bölge halkına şiddetle saldırıyor. Kişisel menfaatleri için, cebren ve hileyle halkın yaşam alanlarını işgale kalkışanlar, karşılarına dikilen emekçi halka asker ve polislerle saldırıyorlar. Zorla vatan toprağını üstünde yaşayan halktan almaya çalışıyorlar. Bu durum sadece Cerattepe’de değil, ülkenin bir çok yerinde kendini çeşitli biçimlerde gösteriyor. Yırcalı’da, Senoz da, İspir de, Çamlıhemşin’de direnen halka saldırılar yapılmıştı ve yapılmaktadır.

Bir yanda vatan toprağını işgalcilere karşı savunanlar, bir diğer yanda bu işgallere ve soygunlara çanak tutan, yardım ve yatakçılık yapanlar vardır.Milli çıkar yalanlarından, elde edilen gelirlerden halkın payına kar adına, güzellik adına hiçbir şey düşmemektedir. Yine işsizlik, yine yoksulluk, yine güzelliklerin yok olması, sağlıksız ortamların yarattığı ve yaratacağı ölümler düşmektedir. Bunun yanında şirketler ve onlara yardım ve yatakçılık yapanların zenginliği, aşırı lüks yaşamları ve tüketimleri. Bir de kendi güvenliklerini sağlayacak güvenlik önlemlerine harcanan paralar.

Kısaca, bu vatan topraklarının kar amaçlı işgal ve talanından bölge halkına ölüm ve sefalet, zenginlere ise lüks ve şatafat düşmektedir.

Bunun için kutsal olan, soyguncu ve sömürücülerle, işgalcilerle işbirliği yapan devlet değil, bir karış topraktır. Toprakların savunulması için, hattı müdafaa değil, sathı müdafaa esastır.

Bir yanda, egemenlerin çıkarları için bütün devlet güçleri seferber edilerek, zorla ve hileyle, yalan ve demagojilerle halkın taşına, toprağına, suyuna, havasına kısaca bilumum yaşam alanına saldıranlar; Diğer yanda ise Bu talana, soygun ve sömürüye ve ölümlere karşı direnenler. Elbette haklı olanlar, elbette direnenler kazanacak.

Tarih, hiçbir zaman üstünde yaşadığı toprakları işgalcilere karşı savunanlardan hain olarak söz etmez. Ülke topraklarını ve halkını emperyalistlere peşkeş çekenlerin hain olduğunu söyler.  Hem ide bağıra, bağıra söyler..